
Değerli okur, İster gevrek deyin ister simit olmazsa olmazı üzerindeki susamdır. Tahini ister pidede kullanın, ister piyazın üzerine döktürün o da susam kaynaklıdır. Poğaça, börek, çörek üzerine hele inciri susam dövmesi ile yemeye ve helvaya şimdilik giriş yapmayalım. Türkiye’nin ürettiği susam tüketimine yetmiyor. Yılda yaklaşık 150 bin ton susam tüketiyoruz. Üretimimiz ise bunun onda biri..


Değerli okur,
İster gevrek deyin ister simit olmazsa olmazı üzerindeki susamdır. Tahini ister pidede kullanın, ister piyazın üzerine döktürün o da susam kaynaklıdır. Poğaça, börek, çörek üzerine hele inciri susam dövmesi ile yemeye ve helvaya şimdilik giriş yapmayalım.
Türkiye’nin ürettiği susam tüketimine yetmiyor. Yılda yaklaşık 150 bin ton susam tüketiyoruz. Üretimimiz ise bunun onda biri civarında. Bu nedenle en çok susam üreten ülkelerin başında gelen Nijerya ve Etiyopya gibi Afrika ülkelerinden susam ithal eden Türkiye her yıl milyonlarca dolarlık susam alıyor.
Susam bitkisi, 1990’lı yıllarda toplam yağlı tohumlar ekim alanlarının %11.8’ini oluştururken, bu oran 2014 yılında %2.0’a düşmüş. Türkiye’de, önemli susam üreticisi bölgeler Ege ve Akdeniz Bölgeleridir. Türkiye’nin en çok susam üreten illerinin başında Antalya geliyor. Adana, Mersin, Manisa ve Uşak önemli susam üretimi yapılan iller.
Yıllar içerisinde susam üretim alanları azalmış. Buna karşılık dekar başına verim artmış ancak ihtiyaç arttığından bize yetmez olmuş. Şöyle ki 1988 yılında 940 bin dekar olan susam ekim alanlarımız 2019 yılına gelindiğinde 248 bin dekarlara düşmüş. 1988 yılında 45 bin ton üretim yapıp dekar başına 48 kilo verim alırken, 2019 yılında 248 bin dekar alana ekim yapılım dekar başı 68 kilo toplamda 16 bin 893 kilo verim elde edilmiş.(TÜİK)
Türkiye’de susamda dışa bağımlılığı bitirecek bazı araştırma ve geliştirme çalışmaları yapılsa da susam üretimi emek yoğun bir çaba ile yapıldığından ve mekanizasyon düşük olduğundan ülkemizde ilgiyi kaybetmiş gözükmektedir.
Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Çağırgan, hasadı makine ile yapılamadığı için susam üretiminin Afrika gibi ucuz iş gücünün bulunduğu ülkelerde yapıldığını belirterek, “Geliştirdiğimiz yeni bir susam kapsülü hasadın, biçerdöverle yapılmasını sağlayabilir. Bu da Türkiye’nin susamda yurt dışına bağımlılığını bitirir” dedi.
İşin en ironik tarafını da yine Çağıran hocamızdan öğreniyoruz. Çağırgan, susam üretimi konusunda Türkiye’nin “söküğünü dikemeyen terzi” konumunda bulunduğunu dile getirerek, Birleşmiş Milletler öncülüğünde Türk akademisyenlerin Afrika ülkelerinde susam üretimi ve verimi konusunda yıllarca ders verdiğini, Afrika ülkelerinde doktor düzeyindeki araştırmacıların Akdeniz Üniversitesine gelerek eğitim aldıklarını söyledi. Çağırgan, “Şimdi Afrika ülkeleri susam üretip bize satıyor”. Kısaca ihtiyacımız olan susamı Etiyopya, Çad, Burkino Faso gibi ülkelerden ithal ediyoruz.
Satıyor oldukları susamın parasal tutarı yıllık yaklaşık 250 milyon dolar kadar! Susamın şu sıralarda toptan fiyatı 16 TL civarında. Çarşı Pazar da kilosunu 25-35 TL arasında bulabilirsiniz.
Hem ülke, hem bölgesel olarak hem de il olarak susam konusunda gelişme kaydetmek durumundayız. Susam münavebe ve ikincil ekim bitkisi olarak gayet makul duruyor. Bu konuyu geniş olarak bir başka yazımızda ele alacağımızı da buradan yazmış olalım.
Hülasa susam önemli bir bitki ve ithalatçıyız. Yani dışarıya para (dolar olarak okuyun) ödeyip alıyor ve değişik şekillerde tüketiyoruz. Susamın ana vatanı Afrika olarak bilinir. İkincil olarak Anadolu. O halde yeniden susamı bu topraklar ile buluşturup dışarıya para ödemekten kurtulmanın yolunu bulmalıyız.
SON SÖZ: İnsan bir fabrika olsaydı, ürettiği tek şey mazeret olurdu.
İlk yorumu siz yazın