
Değerli okur, Son günlerde sıkça orman yangınları ile ilgili haberle duyuyoruz. Malum mevsim yaz, havalar sıcak. Sıcaklıklar mevsim normalleri üzerinde. Herkes biraz olsun serinlik beklerken Aydın’da Ağustos ayında bazı yerlerde şiddetli bazı yerlerde hafif yağmur var. Sanırım bu kadar yangın üzerine yağmur ilginç bir durum oluşturdu. Ülkemiz ne yazık ki yaz ve kış orman yangınları..


Değerli okur,
Son günlerde sıkça orman yangınları ile ilgili haberle duyuyoruz. Malum mevsim yaz, havalar sıcak. Sıcaklıklar mevsim normalleri üzerinde. Herkes biraz olsun serinlik beklerken Aydın’da Ağustos ayında bazı yerlerde şiddetli bazı yerlerde hafif yağmur var. Sanırım bu kadar yangın üzerine yağmur ilginç bir durum oluşturdu.
Ülkemiz ne yazık ki yaz ve kış orman yangınları açısından açık büfe gibi. Gün geçmiyor bir yangın haberi gelmesin. Orman Genel Müdürlüğü sadece bir günde ülkemizde çıkan yangınları açıkladı ki bu tarih 8 Ağustos Çankırı’dan Diyarbakır’a 11 adet. Aydın olarak kaç orman yangını yaşadığımız hatırlıyor muyuz?
Tarım Bakanımız orman yangınlarının yüzde 90’ının insan kaynaklı olduğunu açıkladı. Aydın ilinin arazi varlığının yüzde 40,37’sine tekabül eden 327 bin 606 Hektar ormanlık alan. Yangınlarda çoğalıp kapımıza kadar gelince ve geçtiğimiz günlerde Efeler ilçemiz İmamköy ve Pınardere köylerimizi de tehdit eden yangından sonra tartışmalar biraz hararetlense de konunun esasından koparıldığı gibi bir izlenim edinmedik dersek doğruyu söylememiş oluruz.
Hatırlayacaksınız Avustralya’da orman yangınları çıkmış ve aylarca söndürülememişti. Sonrasında aşırı yağmur ve sel! Keza Amerika Birleşik Devletleri’nde Kaliforniya eyaleti böyle durumlarla karşılaşmış ve yangın meskun mahallere sıçrayınca tahliyeler başlamıştı. Aydın’da da İmamköy ve Pınardere benzeri bir durumu yaşamak üzereydi ki yangın olağanüstü bir çaba ile kontrol altına alında. Demek ki böyle afetler her ülkede ve ilimizde olabiliyor.
Yangın ve özellikle ormanlık alanlardaki yangına herkes müdahale etmemelidir! Öncelikle çok tecrübeli, teçhizatı tamamlanmış yani işi bilen ekip müdahale eder. Hatırlar mısınız bilemiyorum.1985 yılında Söke ilçemiz civarında çıkan bir yangında 14 askerimiz yangın söndürmeye yardım ederken şehit oldu. Bunu neden yazıyoruz, yangın ile mücadele uzmanlık işidir. Yıllar önce olurdu, ekipler yetmeyince kahveden ahaliyi toplar götürürlerdi. Köy, şehir tehdit altına girerse tahliye edilir ve bu konuda deneyimli ve yetkili ekipler de yangına müdahale eder. İçişleri bakanlığının illere Ormanlık Alanlarda Ateş Yakılmaması ile ilgili bir genelge gönderdi ve burada bazı hatırlatmalar yapıldı. Genelgeye herkesin bir göz atmasında fayda olacaktır.
Bizim gördüğümüz hem orman işletmesi hem de Aydın Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin bu konuda gayet donanımlı ve iş birliği içerisinde çalıştıklarıdır. Bunu ilimizde çıkan her orman ve arazi yangınında gördük. Burada bir sorun gözükmüyor. Teçhizat konusu bizim bilgimiz dışındadır.
Yetkili veya yetkisiz, sorumlu veya sorumsuz herkes bir afet sonrası niyet beyanında bulunabilir. Bu doğruyu bulma çabası olarak görülebilir. Bundan sonra bu sorunlar nasıl yaşanmaz ve sorun olduktan sonra çözülmesi için neler yapılabileceğini sağlıklı bir zeminde tartışıp ortaya elle tutulur bir şeyler koyabiliyor muyuz?
Yangın için sorumlu aranıyorsa sanırım burada hepimizin biraz payı vardır. Az veya çok! Tapulu mallarımız yanınca duyduğumuz üzüntüyü, çektiğimiz ıstırabı hepimize ait olan ormanlık veya makilik veya mera alanı yandığında da duyabiliyor muyuz? Yanıp giden sadece ağaçlar değil, bir ömür olduğunu bitki örtüsü harap olup canlılar yok olurken tabiatın dengesinin insan eliyle bozulduğunu iliklerimize kadar hissedebiliyor muyuz?
Her şeye üzülüp hiçbir şeyle ilgilenmeyen insan topluluğu olmak, sanırım bütün mesele bu!
İlk yorumu siz yazın