
Değerli okur. Başlığa bakıp para olmadan nasıl oluyor demeyin. Öncelikle üreticiler ve Tarım sektörü içinde bil fiil yer alan kişi ve kuruluşlarla yaptığımız görüşmelerde şöyle bir durum ortaya çıktı. Bitkisel üretimde mazot, Hayvansal üretimde yem en önemli girdiler olarak karşımıza çıkıyor. Sonrasında gübre, tohum, ilaç, liste devam eder gider. Ve işin kötü tarafı sektör döviz..


Değerli okur.
Başlığa bakıp para olmadan nasıl oluyor demeyin. Öncelikle üreticiler ve Tarım sektörü içinde bil fiil yer alan kişi ve kuruluşlarla yaptığımız görüşmelerde şöyle bir durum ortaya çıktı. Bitkisel üretimde mazot, Hayvansal üretimde yem en önemli girdiler olarak karşımıza çıkıyor. Sonrasında gübre, tohum, ilaç, liste devam eder gider. Ve işin kötü tarafı sektör döviz fiyatlarındaki dalgalanmalara özellikle de yükselişlere karşı son derece hassas.
Rakamlar ne diyor. 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21.maddesinde, bütçeden ayrılacak kaynak, gayrisafi millî hasılanın yüzde birinden az olamayacağı hükmü yer almaktadır. Fakat geçtiğimiz yıl bu oran binde 0,57 olarak gerçekleşmiş. Yani yasada yazılandan az tutarlar ödenmiş.
2018 Yılında Türkiye’de verilen tarımsal destek miktarı 14.5 milyar TL. Aydın’ın bu desteklemelerden aldığı pay yüzde 3,87 ile 573 milyon 481 bin 413 TL. 2019 destekleme ödemeleri devam ediyor ve 160-170 milyon civarında şu ana kadar destekleme ödemesi alındı. 2019 rakamları kesinleşince tekrar bakarız.
Şunu belirtelim ki Tarım ve Orman Bakanlığının desteleme kapsamındaki ürün ve ödemelerini buraya almak mümkün değil. Çok değişik destekleme ödemeleri var. Ürüne göre ödeme tutarı değişiyor. Bu desteklemeler gerçekçi ve sağlam bir zemine dayanıyor.
Çiftçimizin en çok ihtiyaç duyduğu dönem olan ekim öncesi ve ekim dönemine genel olarak parasız girdiğinden, ihtiyaç duyulan malzeme hasat sonrasına veya destekleme ödemelerine bırakılıyor ki bu vade farkı gibi bir sorunu da beraberinde getiriyor. Kullanılacak neredeyse bütün malzeme dövize karşı hassas iken destekleme ödemeleri sabit.
Buğday ekiliyor tam hasat zamanı ithal kararı alınıyor. Çeltik ekiliyor hasat öncesi pirinç ithali kararı alınıyor. Pamuk hasat zamanında pamuk ithal edilmesi kararı alınıyor. Bu durumda çiftçi beklentisi karşılanamadığı için üretimden çekilirken, ülkemiz ithalat bağımlılığını etkisine giriyor.
Bu yıl 22 milyar TL olan destekleme ödemelerin yüzde 75’inin yapıldığı açıkladı. Tarım sektörümüzün bir değişim ve dönüşüm geçirdiği muhakkak ve bu dönemde çiftçimizin dünyadaki sert rekabet şartlarına uyum sağlayabilmesi ve ülkemizin geleceğe gıda konusunda endişe taşımadan girebilmesinin en önemli şartı paranın değil desteğin yanında ve arkasında olduğunu bilmesi. Gerisini çiftçimiz geleneksel metotlar ile modern olanı birleştirip halledecektir. Tarımda paraya ihtiyaç vardır fakat desteğe daha fazla ihtiyaç vardır!
Tarıma verilen desteklerin, kredilerin de önemli bölümü ithalata, yani başka ülkelerin çiftçilerini desteklemeye harcanıyor. Türkiye’de yüksek girdi fiyatlarıyla üretim yapan çiftçi, ürününü çoğu zaman maliyetin altında satmak zorunda bırakılıyor. Ürün çiftçinin elinden çıktıktan sonra fiyatı katlanarak artıyor. Tüketici satın almak istediğinde pahalıya alıyor. Üreticide ucuz olan tarım ürünü, tüketiciye pahalıya satılıyor. Yaşadığımız sıkıntılar ortada. Eğer akıllı, ölçülen, planlanan ve yönetilen bir tarım politikası uygulanması halinde ülkemiz bu zorlukları aşacak ve zengin toprakların fakir değil refah içinde yaşayan, kalkınmış insanları olacaktır (1)
SON SÖZ: Sürdürülebilir bir tarım, ne insanları ne de toprağı tüketmeyen bir tarımdır. – Wendell Berry
https://www.tarimdunyasi.net/2020/01/29/zengin-topraklarin-fakir-insanlari-olmayi-hak-etmiyoruz/
İlk yorumu siz yazın