
Değerli okur, İkinci Dünya Savaşı örneği hayatta kalma önyargısını (survivorship bias) çok güzel özetliyor. Müttefikler savaş sırasında daha az uçak kaybetmek için, uçaklarını zırh ile kaplamak isterler. Ancak savaş dönemi olduğundan malzeme yetersizdir. Ayrıca uçakları tamamen zırhla kaplamak, ağırlık sebebi ile uçakların menzil ve manevra kabiliyeti gibi özelliklerine zarar verecektir. Bu sebeple sadece gerekli yerlere..


Değerli okur,
İkinci Dünya Savaşı örneği hayatta kalma önyargısını (survivorship bias) çok güzel özetliyor. Müttefikler savaş sırasında daha az uçak kaybetmek için, uçaklarını zırh ile kaplamak isterler. Ancak savaş dönemi olduğundan malzeme yetersizdir. Ayrıca uçakları tamamen zırhla kaplamak, ağırlık sebebi ile uçakların menzil ve manevra kabiliyeti gibi özelliklerine zarar verecektir. Bu sebeple sadece gerekli yerlere zırh kaplamaları gerekir.
O yüzden veriden ve istatistikten yararlanmaya karar verirler. Geriye dönen tüm uçakların üzerindeki mermi izlerini tek tek işaretlerler. Ellerinde artık bir mermi izi haritası vardır. Ekibin genel kanısı mermi deliklerinin çok olduğu bölgeleri zırhla kaplamaktır.
Matematikçi Abraham Wald “ellerindeki verinin sadece dönen uçaklara ait olduğunu, bu uçakların deliklere rağmen eve dönebildiğini, uçakların ateş altında istatistiksel olarak haritada daha az delik olan yerlerden de yara aldığını” söyler. “Ancak o yaralar ölümcül olduğu için buralardan vurulan uçakların geri dönemediğini” ekleyerek itiraz eder. Yani, asıl zırh kaplanması gereken yer dönenlerin, hayatta kalanların yaralarının olduğu yerler değil, hayatta kalamayanların yaralarının olduğu yerlerdir.
Müttefikler II. Dünya Savaşı’nda konuya istatistik ile yaklaşmayı düşünüp, Wald gibi en iyi matematikçileri bu konuya koymasalardı durumu doğru analiz edemeyeceklerdi. Amaçları ‘eldeki zırhı’ en iyi şekilde değerlendirmekti. Çünkü kısıtlıydı. Kendilerini bilerek çözüm aradılar. Para kısıtlı. Ekip kısıtlı. Zaman kısıtlı. Başarıyı getirecek en önemli şey bu kısıtlı kaynağı en verimli ve etkin şekilde kullanabilmek için doğru kararları alabilmek. Zırhları boşa harcamamak.(1)
Her organizma “Hayatta kalma ön yargısı” ile hareket eder. Önemli olan hayatta kalma ön yargısının etkisi altındayken sorun çözebilme yeteneğinizin olması, kaynakların etkin ve verimli kullanabilmek için doğru analizin yapılmasıdır.
Bunun için doğru veya doğruya en yakın veri gerekir. Bu veri doğru olarak analiz edilmelidir. Bunu şöyle ifade edelim. Zor bir süreçten geçiyoruz. Pek çoğumuzun tahmin edemediği gelişmeler ile karşı karşıyayız. Biraz günümüze gelirsek ekonomik, eğitim, sağlık, tarım, hayvancılık gibi alanlarda başarı hikayeleri ile “hayatta kalma öngörümüzü” ayakta tutmak yerine başarısızlıkların olduğu alanlara ( ki başarısız girişimler daha fazladır) dikkatle bakıp doğru kararlar almak gerekiyor. O sebeple eldeki imkanları, kabiliyetleri, kaynakları, zamanı ve parayı en etkin şekilde kullanmak doğru zırhlamayı doğru yere yapmak gibi bir mecburiyetimiz var.
Hatalardan, yaşanmış gerçek başarısızlık hikayelerinden ders çıkarmayı bilerek stratejimizi belirleme anlayışı başarıyı mutlak kılma yolunda olmazsa olmazlarımızdan biri olmalı. “Hayatta kalma ön yargımız” baskın gelirse ve sürekli olarak başarı hikayelerine odaklanır başarısızlıkları görmezden gelirsek biz de savaştan dönemeyen uçakların arasına gireriz. Bu kadar basit!
SON SÖZ: İki tür insan daima açtır. Biri bilimi arayan, diğeri de parayı. Cat Stevens
(1)başarının büyüsüne kapılmak. Medium. com
İlk yorumu siz yazın