PAMUK HALLAÇLANIR BEYGİRE NAL ÇAKILIR!

Değerli okur. Genellikle haber için köylerimize, kasabalarımıza gidiyoruz. Geçtiğimiz hafta bir haber yaparken kaybolmaya yüz tutan bir mesleğin en azından buralardaki son temsilcisi ile de bir söyleşi gerçekleştirdik. Bu yazı da kaybolan veya kaybolmaya yüz tutan meslekleri hatırımıza geldiği kadarı ile yazmaya çalışacağız. Belki de onlarla birlikte ortadan kalkan bir üretim tarzını konu etmemiz ve..

PAMUK HALLAÇLANIR BEYGİRE NAL ÇAKILIR!
Yazar : Tarih : Okunma : 104 views Yorum Yap

Değerli okur.

Genellikle haber için köylerimize, kasabalarımıza gidiyoruz. Geçtiğimiz hafta bir haber yaparken kaybolmaya yüz tutan bir mesleğin en azından buralardaki son temsilcisi ile de bir söyleşi gerçekleştirdik. Bu yazı da kaybolan veya kaybolmaya yüz tutan meslekleri hatırımıza geldiği kadarı ile yazmaya çalışacağız. Belki de onlarla birlikte ortadan kalkan bir üretim tarzını konu etmemiz ve sosyolojisini de anlatmamız gerekecek de o başka bir yazının konusu olsun.

Tabi bu mesleklerin ortadan kalkması bazı boşluklar doğurur. Alışkanlıkları, üretim metotlarını değiştirir. Aslen anlatmaya çalıştığımız geleneksel metotların modern dünyanın ihtiyaçları karşısında nasıl tavır alacağı ve ya aldığıdır.

Çok hızlı olarak gerçekleştirmemiz gerektiği gerçeği ile endüstrileşme ve teknolojik gelişmeler bizlere teknoloji mi toplumu şekillendirir, yoksa toplum mu teknolojiyi sorusunu sordurabilir. Teknolojik çerçevelerin toplumsal, kültürel ve siyasi etkiye açık olması sebebiyle farklı sosyal gruplar aynı teknolojiyi farklı şekilde yorumlayabilirler. Söz konusu sosyal grupların tercihlerinde teknolojiye dair varsayımları, beklentileri ve bilgileri önemli bir rol oynar.

Çocukluğumuzdan bu güne ortalıktan kaybolan, endüstrileşme ile baş edemeyip el emeği, bilgi ve becerisi ile üretilen pek çok meslek ya çok azaldı ya da kayboldu. Kalaycılar vardı yıllar önce bilmem hatırlar mısınız? Tabaklar, siniler ve kaşıklar bakırdandı! Bakır zehirlemesinin önüne geçmek için kalay yaptırılırdı evin önünde. Şimdi ne bakır sini kaldı, ne kaşık. Kalaycı da eh işte bir iki son temsilciler. Bakır tabaklar çoktan hatıra olarak saklandı eğer kaldıysa veya arada bir köy sofrası kuran işletmelerde görürsünüz!  Sokaklarda at ile dolaşan testiciler vardı. Genellikle incir karşılığı değiş tokuş yapılırdı. Görüyor musunuz şimdi? Bahçelerde çeşme yoktu. Su testiden içilirdi! Bahçe aralarında gelen geçen içsin diye küplerde su bulundurulur, bu işe bakan biri olurdu. Köy muhtarları ilgilenirdi. Hatırlar mısınız?

Kavafiyeyi hatırlar mısınız? Bu işi yapanlara kavaf denirdi. Süpürgeliklerden süpürge bağlarlardı eskilerde! Hasır dokuyanlar, satanlar vardı? Galiba Aydın’da “Hasır Çarşısı” diye bir yer var! Kaç hasırcı kaldı? Çaput kilim dokuyanlar vardı! Renk renk macun yapıp, bir çubuğa dolayıp satanlar vardı. Semerciler, nalbantlar, Hamutçular… Özellikle Semerciler, nalbantlar, Hamutçular. Aydın tarım ili diyoruz ya ki öyledir; özellikle eğimli arazilerin sürümünde, kısmen yük taşımasında kullanılan  tek tırnaklıların sayısı 2019 rakamlarına göre 9908.

Yorgancılar vardı. Yatak, yorgan, döşek, yastık pamuktan yapılır el emeği göz nuru ile yorgancılar tarafından dikilirdi. Ve tabi ki çocukluğumuzda sokağımızdan, mahallemizden geçen, hallacının sesi yankılanır. “Hallaççı geldi hallaççı”. Evdeki döşekleri, minderleri, yatakları kabartmak için hallaççı bunları bir güzel atardı. Hatta deyimi bile vardır. “Hallaç pamuğu gibi atmak” diye. Gerçi bizden sonraki nesil bu deyimi yine kullanır da bu işi kimin nasıl yaptığına dair ne bir fikri olur mu olmaz mı orası tartışma konusu olur da. Aslında hala bu mesleklere ihtiyacımız da var fakat devam ettiren, gelecek nesiller aktaran sayısı yok denilecek kadar az. Mesleklerin, zanaatların son temsilcileri bunları aktaracak kimse bulunmayınca son ustalar ile birlikte meslekler de yok olacak!

SON SÖZ: Usta terzi dar kumaştan bol gömlek diker! Barış Manço.

Selim ÖZYILMAZ (selimozyilmaz09@gmail.com)