
Değerli okur, Sanırım hepimizin en azından birçoğumuzun mutabık kaldığı bir durum var. Hayat pahalılığı ve onun faturada vücut bulmuş hali elektrik faturaları ve gıda harcamaları. Elektrikte günlük tüketim miktarında bir düzeltme olduysa da zam oranları çok yüksek. Gıda fiyatlarında ise KDV indirim geldi. Özellikle yumurta fiyatlarındaki indirim öncesi ve sonrası fiyatlamalar da çok gündemde. Şunu..


Değerli okur,
Sanırım hepimizin en azından birçoğumuzun mutabık kaldığı bir durum var. Hayat pahalılığı ve onun faturada vücut bulmuş hali elektrik faturaları ve gıda harcamaları.
Elektrikte günlük tüketim miktarında bir düzeltme olduysa da zam oranları çok yüksek. Gıda fiyatlarında ise KDV indirim geldi. Özellikle yumurta fiyatlarındaki indirim öncesi ve sonrası fiyatlamalar da çok gündemde.
Şunu kaybetmiş gibiyiz. Eder, değer kavramlarını. Şimdilerde alacağımız bir ürünün fiyatı bu kadar da olur mu diyecek durumda mıyız bilemiyoruz. Öylesine ilginç fiyatlama davranışlarının olduğu bir ortamda “fahiş” fiyat tespiti nasıl yapılacak? Kâr etmeyen bir işletme nasıl ayakta kalacak? İflas eden, iş yerini kapatan insanlar olmaya başladığında işsizlik sorununu nasıl çözülecek?
Fahiş fiyatın veya fahiş zamları etiket kontrol ederek çözebilir miyiz? Gıda da ve su ücretleri içerisinde olan KDV indirimi dertlere derman olur mu? Marketlere değil zabıta, belediye başkanı, kaymakam veya vali tarafından denetim yapılması çok da yarar getirmeyebilir.
Amerikalı ekonomist Milton Friedman “Biz ekonomistler pek bir şey bilmiyoruz ama kıtlığı nasıl yaratacağımızı biliriz. Örneğin, domates kıtlığı yaratmak istiyorsanız, perakendecilerin domatesleri kilo başına dört sentten fazla satamayacağına dair bir yasa çıkarmanız yeterlidir. Anında domates kıtlığı yaşarsınız. Aynı şey petrol ve benzin için de geçerlidir” der.
Doğru soruları sorarsanız doğru cevaplar kendiliğinden gelir. 90 gün içerisinde bu travmatik enflasyon ortamına biz neden geldik? Sanıyoruz cevap aramamız gereken esas sorulardan biri bu! Enflasyon denen fiyat artışlarının sürekli ve kararlı artış hızı düşebilir ancak epey bir vadede hepimizin en önemli dertlerinden bir olacak gibi duruyor.
Bu dert bizleri korkarız ki lümpenleşme olarak tanımlanan kavramın kıyısına kadar getirecek! Her ne kadar lümpen kavramı felsefi ve ideolojik tartışma alanın da değişik anlamlar yüklenip açıklansa da bu yazıdaki anlamı “yoksulluk” olarak okuyunuz. Bir örnek vermek gerekirse asgari ücret bu ülkenin ortalama ücreti olmuş veya olmak üzeredir. Onun için belirlenmesi, açıklanması ve uygulanması oldukça tartışma yaratır haldedir. Fiyat artışları gelir artışlarının çok çok üzerinde olmaktadır. Yaşadığımız süreçte bu gelir ve yakın gelirle yaşamak mecburiyetinde olmak zorunda olan insanların varabileceği son noktanın fakirlik ve yoksulluk olduğunu tahmin etmek hiçte zor olmasa gerek. Ve siyaset sahnesi bu alanı kendisi için kullanmak isteyecektir.
Orta ve dar gelirliler bu yoksullaşmayı daha çok hissedeceklerdir. Bugün elektrik faturası başta olmak üzere can yakıcı pahalılıktan doğan tepkiyi demokratik yollardan ve doğru ortaya koymak gerekiyor. İlginç bir dönem. Yaşayacağız ve göreceğiz.
Fahiş fiyat ile ilgili haberler yapıldı, yazılar yazıldı ve üzerine çokça laf edildi. Bizde şöyle bir katkı verelim. Günlük 7 kilovat saat üstü elektrik zammı fahiş değilse bundan düşük zamlar da mantıken fahiş değildir. Mantıken tabi!
Fakirin lambası ay’dır.”Kafkas Özdeyişi
İlk yorumu siz yazın