
Değerli okur, Daha önce de yazmışız böyle bir yazı da onun konusu sosyal yardımlar olmuş. Napolyon’a atfedilen bir söz vardır. “Ordular mideleri üzerinde yürürler” diye. Lojistiğin önemine binaen. Ufak bir değişiklik ile bu sözü günümüze uyarlamaya çalıştık. Açlık; Kan şekerinin belli bir seviyenin altına düşmesi sonucu oluşan yemek arama ve yeme hissi olarak tarif ediliyor…


Değerli okur,
Daha önce de yazmışız böyle bir yazı da onun konusu sosyal yardımlar olmuş. Napolyon’a atfedilen bir söz vardır. “Ordular mideleri üzerinde yürürler” diye. Lojistiğin önemine binaen. Ufak bir değişiklik ile bu sözü günümüze uyarlamaya çalıştık.
Açlık; Kan şekerinin belli bir seviyenin altına düşmesi sonucu oluşan yemek arama ve yeme hissi olarak tarif ediliyor. İnsanoğlunun tarih boyunca en büyük endişelerinden biri açlık sorunu olmuş. Ki mahşerin dört atlısından biri olarak da anılır. Diğerleri yoksulluk, sefalet ve ölüm. İnsan hayata tutunabilmek ve varlığını devam ettirebilmek için karnına enerjiyi verecek bazı gıdaları atmak zorundadır. Dahası, sadece ölmeyecek kadar karın doyurmak yetmez! İnsan hayatına anlam katacak faaliyetlerde bulunabilmesi için iyi de beslenmek zorundadır. Aç kalınca güç tükenir, derman kalmaz.
Hiç unutmam Tarım Bakanımız salgının ilk dönemlerinde iki sektörün ne kadar stratejik olduğundan bahsetmişti. Tarım ve enerji. Enerji tarafı önemlidir de tarım tarafının ne kadar önemli olduğu son günlerde yaşadığımızı örneklersek daha yerli yerine oturur.
Toprak Mahsulleri Ofisi, 2 günde 3 ithalat ihalesi (Buğday, arpa, yağ) yaptı. Ortalama fiyatlarla toplam 285 milyon 644 bin 800 dolar ödeme yapılacak. Bizim üretimimiz yok mu? Tabi ki var. Yeterli değil. Ülkemiz bu ürünleri üretse bu dövizi ödemez ve yaratılacak istihdam, katma değer çok daha yüksek olmaz mı?
Haberiniz var mı bilmiyorum da devletler gıda stoku yapıyor ve virüs durmadan kılık değiştirip kendini yeniliyor (salgın devam ediyor) haberleri okuyoruz. Dünyada gıda fiyatları bundan yükseliyor bizde de ondan oluyor diyorsanız yarın gıda (hububat, bakliyat) ihracatçısı ülkeler bunu kısar veya azaltırlarsa ne yapacağız, bir planımız var mı? Üretiriz diyemiyoruz çünkü geçen yıl kuraklık bu yıl gübresiz üretim ve yine kuraklık baskısı rekolteler konusunda pek iyimser hava vermiyor.
Tabi bugünlerde market raflarındaki, çarşı pazardaki veya vitrindeki albenisi çok gıda ürünlerine ulaşmak ürünün yokluğundan değil paranın yokluğundan veya yetersizliğinden sorun haline gelmeye, yoksulluk ve yoksunluk kavramları iyice gündem olmaya başladı. Buğday fiyatlarının artışı ile un ve ekmek fiyatlarındaki artışlar gündemde. Süt, et sırada. Ucuz ekmek alabilmek için yağmur altında sıra bekleyen insanların görüntüleri yayımlanıyor. Bu ve benzeri durumların mutlak etkisi olur. Paran var alacak ürün yok! Ürün var alacak paran yok! Hangisini tercih edersiniz? Kırk satır mı kırk katır mı?
Ekonomik durumun siyaset üzerindeki etkileri konusunda çok görüş ileri sürülebilir. Birisi şöyle “… deneysel kanıtlar açıkça göstermiştir ki, seçim önemlerinde her zaman ideolojik tercihler ön plana çıkmaz. Birçok kez, piyasadaki ekonomik koşullar, seçmen davranışlarını belirler, başka bir ifade ile, piyasadaki makro ekonomik göstergeleri değerlendiren seçmenler, kendileri için önemli olan meseleyi temel alarak oy kullanırlar” (Seyfettin Erdoğan Siyaset- Ekonomi ilişkileri)
O halde iki şeyi gözden kaçırmamak lazım. Birincisi tarlayı( lojistiği) ikincisi hane halkı gelirlerini!
Son söz; Boş tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur. Süleyman Demirel.
İlk yorumu siz yazın