SALGINDA HASTA OLMAK MI, PARASIZ KALMAK MI ZOR?

Değerli okur, Genel geçer kaide olarak olaylar içinde bulunulan, yaşanıldığı dönemin şartları içinde değerlendirilir ve geleceğe dair bir fikir vermesi veya oluşturması beklenir. İçinde bulunduğumuz günler pek kolay şekilde açıklanması, izah edilmesi mümkün olmayan bazı olaylar silsilesini de yaşadığımız düşünülebilir ve normaldir. Salgın başladığından bu yana en büyük kaygı veya korku (kaygı ve korku ayrı..

SALGINDA HASTA OLMAK MI, PARASIZ KALMAK MI ZOR?
Yazar : Tarih : Okunma : 94 views Yorum Yap

Değerli okur,

Genel geçer kaide olarak olaylar içinde bulunulan, yaşanıldığı dönemin şartları içinde değerlendirilir ve geleceğe dair bir fikir vermesi veya oluşturması beklenir.

İçinde bulunduğumuz günler pek kolay şekilde açıklanması, izah edilmesi mümkün olmayan bazı olaylar silsilesini de yaşadığımız düşünülebilir ve normaldir. Salgın başladığından bu yana en büyük kaygı veya korku (kaygı ve korku ayrı kavramlardır)  kaynağı Korona virüs bulaşma riski. Yani hayatımız.

Bu durumu hiç göz ardı etmeden işin ekonomi tarafını da bir bakmamız gerekiyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) finansal istikrar raporuna göre banların yakından izlemeye aldığı kredi tutarı 369 milyar TL’yi buldu. Bu da toplam kredilerin yüzde 14,3’üne denk geliyor. Toplam kredi hacmi 3 ay içerisinde verilen (Mayıs Temmuz dönemi) 650 milyar TL ile 3,6 Trilyon TL’ye çıkmış durumda.

 Şuraya dün açıklanan büyüme rakamlarını da buraya bir yazalım. Açıklama şöyle. Türkiye ekonomisi bir önceki yılın (2019 olarak okuyun) aynı dönemine göre 2020 yılı 3. Çeyrekte (Temmuz, Ağustos, Eylül) yüzde 6,7 büyüdü. Evet ekonomi büyüdü ancak borçlar da büyüdü. Ve ödenmeyi bekliyor.

Bir taraftan salgının getirdiği bulaşma riski ile uğraşırken diğer taraftan da alınan önlemlerin sonucu olarak hayatımızı nasıl idame ettireceğimiz üzerine yoğunlaşıyor. Alınan ek tedbirler ile daralan geçimi sağlama, ihtiyaçları temin etme alanı dün alınan yeni tedbirler ile iyice daralacak. Şimdi şu soru ortada duruyor. Virüs yüzünden hasta olmak mı, gelirsizlik veya ciddi kayıplar yüzünden yerine getirilemeyecek yükümlülükler (fatura, kredi, kira vs)  nedeniyle hasta olmaya vakit bile bulunmayacak  hayatı yaşamaya başlamak mı daha kötü?

“8 buçuk milyon kayıt dışı çalışanın olduğu ülkede kapatma şartları gelir kaybına yol açıyor. En kırılganları sokağa çıkamayacak olan sokak satıcıları. Birçok ülkede karantina şartlarını getiren yönetimler, gelir kayıplarını da karşılayıcı kararlar alıyor. Bizde ise yok “ diyor Ekonomist Uğur Gürses. 

Yazdığımız gibi en önemlisi insan hayatı. Bunun için tedbirler arttırıyor. Salgının ilk dalgasında alınan tedbirler ve açıklanan rakamlar bize bu durumu atlattığımız veya önünü aldığımız izlenimi vermiş olmalı ki ikinci bir salgın dalgası ile karşı karşıya kaldık.

“Ülkemizde bir gerçeği kabul edip salgının psikosoyal boyutu ile de ilgilenmek gerekiyor. Mart başından bu yana aşı dışında tıbbi çözümü gözükmeyen bu illetten korunmanın ancak davranış değiştirme ile ilgili olduğunu hatırlatmakta yarar var” diyor Acar Baltaş.

Salgının sağlık sistemi ve insanlar üzerinde oluşturduğu ağır baskı yeni tedbirleri alınmasını zorunlu hale getirdi ve pek çoğumuz bunların alınmasını bu illetin önüne geçebilmek için gönüllü olarak talep bile ettik. 

Sosyal Politikalardan biri olan Sosyal Yardımların yeniden değerlendirmeye tabi tutulması şart gibi duruyor. Hayatımızı korumak için bir dizi tedbir var ancak gelir kayıplarının önüne geçecek tedbir yok gibi duruyor.  Salgın ile ekmek parası arasında kalmak! İnsanlar, yarın borcunu nasıl ödeyeceği sorusuna tatmin edici bir cevap bulamazsa salgınla mücadelede de tatmin edici sonuç almak zor!

Hülasa, Öncelikleri iyi belirlemek, salgının yanına Sosyal gerilimi de eklememek lazım.

SON NOT: “Fırsatlar çok seyrek karşınıza çıkar. Gökten altın yağdığında kovanızı doldurun, kaşığınızı değil.” Warren Buffett.

Selim ÖZYILMAZ (selimozyilmaz09@gmail.com)

İlk yorumu siz yazın