ÖLÜM MAÇI VE UMUDUN HİKÂYESİ

Değerli okur, Ukrayna’nın Rusya tarafından işgali bu hikâyeyi aklımıza getirdi. Üzerinde farklı bazı spekülasyonlar yapılıyor. Bazı düzeltmeler ve uzun olması sebebiyle yazılmayanlar olmuştur. Değişik kaynaklardan derlediğimiz hikâye bugünlerde anlatılabilir gibi geldi. Dinamo Kiev’in Ukraynalılar adına çok özel bir anlam ifade etmesi Sovyet Ligi’nde ve Avrupa kupalarında kazanacağı başarılardan çok daha öncesinde, II. Dünya Savaşı sırasında..

ÖLÜM MAÇI VE UMUDUN HİKÂYESİ
Yazar : Tarih : Okunma : 205 views Yorum Yap

Değerli okur,

Ukrayna’nın Rusya tarafından işgali bu hikâyeyi aklımıza getirdi. Üzerinde farklı bazı spekülasyonlar yapılıyor. Bazı düzeltmeler ve uzun olması sebebiyle yazılmayanlar olmuştur. Değişik kaynaklardan derlediğimiz hikâye bugünlerde anlatılabilir gibi geldi.

Dinamo Kiev’in Ukraynalılar adına çok özel bir anlam ifade etmesi Sovyet Ligi’nde ve Avrupa kupalarında kazanacağı başarılardan çok daha öncesinde, II. Dünya Savaşı sırasında yaşanan bir olay neticesinde gerçekleşecekti.

Hatta bu olay, zaman içerisinde bire bin katılarak çok daha farklı bir hale getirilecek ve adeta bir efsaneye dönüşecekti. Söz konusu efsane, II. Dünya Savaşı esnasında işgalci Alman askerleriyle Dinamo Kievli futbolcular arasında oynandığı varsayılan ve bugün birçok kaynakta kendisinden “ölüm maçı” diye bahsedilmesine neden olan bir müsabakaya dayanıyor.

Konu ile ilgili en detaylı araştırmalardan birini yapan ve bu araştırmalar neticesinde ulaştığı bulguları da “Dynamo: Defending The Honour Of Kyiv” (Dinamo: Kiev’in Onurunu Savunuş) adlı kitabında futbolseverlerle paylaşan Andy Dougan’a göre bir grup Dinamo Kievli oyuncu, işgal yıllarında, aralarına Lokomotiv Kiev’den de üç oyuncu dâhil ederek FC Start adında bir takım oluşturmuşlardı. Bu yeni takım, o dönem oynanmakta olan Kiev liginde boy gösterecekti. Ligde yer alan diğer takımlar arasındaysa işgalci askerler tarafından kurulmuş takımlar mevcuttu.

Oynadığı maçların tamamına yakınını kazanan FC Start, Nazilerin müttefiki olan Rumenlerin ve Macarların garnizonları arasından seçilen takımları da mağlup etmeyi bilmişti. Hal böyle olunca, FC Start’ın, Luftwaffe’nin (Alman Hava Kuvvetleri) takımı olan Flakelf ile yapacağı maç, büyük bir merakla beklenmeye başlamıştı. Ukraynalılar elbette ki FC Start’ın maçı kazanıp kendilerini gururlandırmasını istiyorlardı ve beklentileri fazlasıyla karşılık bulacak, FC Start, 6 Ağustos 1942’de oynanan maçta rakibini 5-1’lik ağır bir yenilgiye uğratacaktı.

Bu duruma oldukça sinirlenen alman general 3 gün sonra yine aynı stadyumda bir rövanş maçı olduğunu söyler. 9 ağustos 1942 tarihine geldiğimizdeyse maçtan önce alman general Start soyunma odasına gelerek: “Bu maçın hakemi benim. İyi bir takım olduğunuzu biliyorum ama kuralları ihlal etmeyin ve maç başlamadan rakiplerinizi bizim gibi selamlayın.” Burada “bizim gibi” derken nazi selamından bahsediyordu general. Maç Ukrayna’da oynanmasına rağmen tribünlerde çok sayıda alman vardı ve neredeyse bu bölgedeki bütün nazi komutanları stadyuma gelmişti. Maçın hakemi nazi subayıydı. almanlar as takım, yedek takım, antrenörler komple sahadaydılar. Karşılarında ise sadece 11 oyuncu ile sahaya çıkan ve yedek kulübesinin bomboş olduğu FC Start takımı vardı. Takımın kurucusu ve kaptanı Trusevych maç öncesi soyunma odasında takım arkadaşlarına duygusal bir konuşma yapmış ve tüm ekip yaşamlarının son 90 dakikası olsa da her zamankinden daha iyi oynayacaklarına dair birbirlerine söz vererek maça çıkarmış. Santra çizgisinde nazi selamı vermezler ve maçı izleyen halktan büyük alkış alırlar.

İlk yarı başlar. Nazi subayı hakem Almanların yaptığı hiç bir faule ses çıkarmaz iken, en ufak ikili mücadelede hemen faulü Flakelf lehine verir. Zaten ilk gol de oldukça şaibeli olur. Kaleci Trusevich kafasına tekme atan alman futbolcu, Trusevich yerde kanlar içerisinde kıvranırken ve takım arkadaşları başına toplanmışken topu kaleye yuvarlayarak ilk “golü” kaydeder.

Bu manyakça yönetim karşısında Almanlara ilk isyanı Ivan Kuzmenko verir. Eski Dinamo Kievli forvet 2 kişiyi çalımlayıp 30 metreden bir çakıyordu ki top ağlara giderken Ukrayna’daki stadyumdaki almanlar şok olmuştu. Daha sonra Honcharenko tüm Flakelf defansını ipe dizer gibi çalımlayarak skoru 2-1’e taşır. İlk yarının kalanında muhteşem bir oyun oynayan Start takımı, ilk yarıyı hakemin Flakelf lehine verdiği kararlara rağmen 3-1 önde kapar.

Devre arasında alman generaller Start soyunma odasına giderek oyuncuların bu maçı kazanamayacaklarını eğer kazanırlarsa sonuçlarına katmaları gerektiğini söylerler. Kısacası “bu maçı kaybedin yoksa sonunuz fena olur” derler ve giderler…

Soyunma odası ise sessizdir. Futbolculardan çıt çıkmaz. O sırada FC Start kaptanı Mykola Trusevych “bazı şeyler ölmeye değer” der ve takım arkadaşlarını tekrar maça döndürür.

2. yarı başlar. Almanlar ilk yarıdan daha sert oynayarak ikinci yarıya başlarlar. bu sırada alman taraftarlar da FC Start oyuncularını tribünden çok fena taciz etmeye başlar.

İkinci yarıda karşılıklı goller olur ve son 15 dakikaya girilirken start takımının en genç oyuncusu Oleksiy Klimenko adlı defans oyuncusu bu tacizlere fazla dayanamaz ve topu savunmadan alarak tüm rakip takım oyuncularını adeta ipe dizer ve üzerine alman kaleciyi de çalımlayarak geçer. Kale çizgisinde gol ile baş başa kalan Klimenko, topu ağlarla buluşturmak yerine alman generallerin olduğu tribüne yollar. Bu hareketten sonra hakem henüz 90 dakikanın bitmesine 15 dakika varken maçı bitirir. Maçın sonucu Fc start 5 – Flakelf 3

Maçtan bir hafta sonra FC Start oyuncuları teker teker evlerinden alınır ve gestapo işkencesine maruz kalır. Hepsi yeraltı örgütü üyesi olmakla suçlanmaktadır. Korotkykh işkencede ölür. Diğer oyuncular syrets çalışma kampına gönderilir. Bu ise nazilerin en berbat, en sadist, en kötü kampıdır. Burada sayısız işkencelere maruz kalan FC Start oyuncuları 6 ayın sonunda kampın psikopat nazı subayı tarafından sıraya dizilirler ve “devriye gezen bir asker aracımız bombalandı ve ben de intikamımızı Almanları aşağılayan bu takımdan alacağım” dediği söylenir.

Galibiyetin başrol oyuncuları olan golcü İvan Kuzmenko ilk olmak üzere, Klimenko ve hikayemizin kahramanı Trusevich (o sırada maçta giydiği forma da üzerindeymiş) Şubat 1943’te kurşuna dizilerek öldürülürler.

Cehennemden sağ kurtulan Fedir Tyutchev, Mikhail Sviridovskiy ve Makar Honcharenko ise savaştan sonra Sovyet halk kahramanı ünvanı alırlar ve bu hikâyenin efsaneleşmesini sağlarlar.

‘Ölüm maçı’ olarak adlandırılmaya başlanan bu karşılaşmanın propaganda etkisi, SSCB sınırlarını da aşar. 1962’de Macar yönetmen Zoltan Fabri, “Ket Felido a Pokolban” (Cehennemde İki Devre) adı altında çektiği filmde söz konusu efsaneden esinlenerek Macar futbolcuların, işgalci Nazilere karşı ölümüne yaptıkları bir futbol maçını anlatacaktı. Bu film, özellikle yıllar geçtikçe kült bir yapıma dönüşecek ve II. Dünya Savaşı ile futbolu ortak bir paydada buluşturmasının da etkisiyle, en ünlü futbol filmlerinden birine dönüşecekti.

Bu hikâyenin bir başka filmleştirilmiş versiyonu “escape to victory”(zafere kaçış) adlı filmdir. Seyrettiyseniz filmin sonunun bu hikâye ile uyumlu olup olmadığına siz karar verin.

İkinci dünya savaşında işgal altındaki Ukrayna’nın FC Start takımının sonunda ölüm olan umudunun, futbolun sadece futbol olmadığını anlatan hikâyesi kısaca böyle.

Futbol hakkında son söz; Futbol bir ölüm kalım meselesi değildir. Sizi temin ederim ki bundan çok daha önemlidir. Bill Shankly

Kaynaklar; Fırat Günayer, Ekşi sözlük, Hürriyet gazetesi,

Selim ÖZYILMAZ (selimozyilmaz09@gmail.com)

İlk yorumu siz yazın