
Değerli okur, Bu bir savaş filminin adı. Bizim de ilgi ile izlediğimiz içerisinde ilginç mesajlar olan bir savaş filmi. Tabi savaş ile işimiz yok şimdi de başka bir tehlike kapımızda belirdi gibi. Hatırlatalım. Salgının başladığı günlerde Tarım Bakanımız açıklama yapıyordu. Çiftçilerimize kolaylık sağlandı. Sokağa çıkma yasağından muaf tutuldular diye. Çünkü yine hatırlarsanız dünyada tedarik zinciri..


Değerli okur,
Bu bir savaş filminin adı. Bizim de ilgi ile izlediğimiz içerisinde ilginç mesajlar olan bir savaş filmi. Tabi savaş ile işimiz yok şimdi de başka bir tehlike kapımızda belirdi gibi.
Hatırlatalım. Salgının başladığı günlerde Tarım Bakanımız açıklama yapıyordu. Çiftçilerimize kolaylık sağlandı. Sokağa çıkma yasağından muaf tutuldular diye. Çünkü yine hatırlarsanız dünyada tedarik zinciri kopmuş, herkes kendi yağı ile kavrulmanın yolunu arıyordu. Gıda fiyatlarında artış o zamandan başlamıştı. Ve dünya ülkeleri bu tecrübeden dersler çıkarttı. Tarımsal üretimin bir kenara koyulamayacak kadar önemli olduğunun özellikle de yerli üretimin öneminin farkına vardı.
Tabi biz de vardık da ne kadar vardık orasını da şöyle anlatmaya çalışalım. Tarım Bakanımız çiftçilerimize üretin biz hepsini alacağız demişti. Ancak fiyat söylememişti. 2020-2021 üretim yılı ülkemizin en az 40 ilinde ciddi kuraklık riski ile geçti. Bu rekolteyi kesin olarak olumsuz etkiledi. Az çok tartışmalarına girmeden söylüyoruz. Dünyada gıda fiyatları yükselirken içerideki fiyatlar bunların altında kaldı ve döviz kuru, tedarik zincirlerindeki aksamalar ile girdi maliyetleri inanılmaz yükseldi. Bugün tartışılan gübre fiyatları bundan birkaç ay önce tartıştığımız yem fiyatlarını bildiğiniz solda sıfır olarak bıraktı. Yem fiyatları da yakında hareketlenir bu arada.
Kitabı ortasından okuyalım. Toprak mahsulleri Ofisini (TMO) çiftçinin kara gün dostu diye biliriz. Öyle de olmuştur uzun yıllar. Bu yıl yaşadığımız kuraklık özellikle hububat ve bakliyat üretimimiz de açık meydana getirdi. Tahminlerin ötesindedir açık. Ekmeklik buğdayda yüzde 36 artışla 2.250 TL/ton, Makarnalık buğdayda yüzde 36 artışla 2.450 TL/ton ve arpada yüzde 37 artışla 1.750 TL/ton olarak açıklanmıştı hatırlayacağını gibi. Bizlerde yazılarımızda buğdayın 2.750’den çiftçimizden alınmasını ve TMO zarar edecekse böyle etsin diyerek görüşlerimiz dile getirmiştik. Şimdi gelinen nokta şu. 8 defa arpa ithalatı, 4 defa buğday ithalatı. Mısır ithalatı için ihaleye çıkıldı. Yerli mısır için fiyat yok henüz!
İthal arpanın tonu 300 doların üzerinde. Makarnalık ithal buğdayın tonu Fransa 560, İtalya 725, Kanada 716-745 dolar arası. Türkiye’de 3.500 TL.(1) Ekmeklik buğday biraz daha düşük ancak dolar kuru ve dışarıda da fiyatlar artıyor. TMO sitesinde makarnalık buğday dış piyasa rakamları da yok bu arada. Dışarıdan içeride verilen fiyattan çok fazla fiyata al, üreticiye değil sanayiciye iç piyasa fiyatından ver! Aradaki farkı kim ödeyecek? Sanayimiz de tamam da üretim olmazsa veya rekolte düşüşü devam ederse ki gübreden dolayı bu yıl olacak gibi duruyor sürekli ithalat ile mi dönecek bu iş?
Üretici neden üretim yapsın? Nasıl olsa yaparlar mantığı doğru bir yaklaşım mı olur? Yapmadılar veya yaptılar gübre atamadılar. Kuraklık tehlikesi geçmiş farz ediyoruz. O zaman ne olacak. Gelecek yılın buğday, arpa fiyatları alt sınırını bugünden açıklanmalıdır. Bir ithalat yapılacaksa gübre ithalatı yapılmalı veya gübreye Hindistan benzeri bir destekleme getirilmelidir. Hububat ekilişleri yakında başlar. Tedbir veya tedbirler alınmazsa biz yanılalım da kapımızdaki düşman kıtlıktır ve çok yüksek gıda fiyatlarıdır.
Son söz: En iyisini ümit et, en kötüsüne hazırlan.
(1)Faik Toy’dan alınmıştır.
İlk yorumu siz yazın