İKLİM DEĞİŞİYOR BUZ DEVRİ BAŞLIYOR!

Değerli okur, Başlığa bakıp kehanette bulunulmuş demeyiniz. Daha çok bir durum tespiti yapmaya çalışacağız. Durum ciddi ve kaybedecek zamanımız yok. Buz devrini bilemeyiz ancak kuraklık tam olarak kapımızda. Türkiye Doğal Hayatı Koruma Vakfına göre; Ülkemizde son 10 yılın en kurak sonbaharı yaşandı. Aralık ayıda yağmurlar olmasına rağmen ülke genelinde uzun yıllar ortalamasının altında nispeten yağışlı..

İKLİM DEĞİŞİYOR BUZ DEVRİ BAŞLIYOR!
Yazar : Tarih : Okunma : 74 views Yorum Yap

Değerli okur,

Başlığa bakıp kehanette bulunulmuş demeyiniz. Daha çok bir durum tespiti yapmaya çalışacağız. Durum ciddi ve kaybedecek zamanımız yok. Buz devrini bilemeyiz ancak kuraklık tam olarak kapımızda.

Türkiye Doğal Hayatı Koruma Vakfına göre; Ülkemizde son 10 yılın en kurak sonbaharı yaşandı. Aralık ayıda yağmurlar olmasına rağmen ülke genelinde uzun yıllar ortalamasının altında nispeten yağışlı olacağı, beklenen ve istenen yağışlarda da sele dönüşüp toprağı beslemeden geçtiği yerleri yıkma tehlikesi beliriyor. 21 Aralık tarihinde Kuzey yarım kürede kış döngüsüne girilse de dünyanın dört bir yanından iklim krizi alarmları gelmeye devam ediyor.

Sorun kendisini şöyle gösteriyor diyebiliriz!  İklim değişikliği olması mı değil mi tam olarak kestirememekle birlikte normal şartlar altında 100 yılda hadi biz buna 50 yılda olacak meteorolojik anormalliklerin yaşanma aralığının oldukça düşmüş olması. Mevsim normaller üzerinde yağış veya yağışsızlık, mevsim normalleri üzerinde sıcaklıklar veya soğuk hava gibi…

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Raporuna göre Türkiye’nin su kullanım indeksi 2010 yılı için yüzde 21,3, 2012 yılı için yüzde 23,9, 2014 yılı için yüzde 21,6 ve 2016 yılı için yüzde 25,8’dir. Bu gösterge için yüzde 20’nin üzerinde bir su kullanım indeksi değeri su kıtlığını, yüzde 40’ın üzerinde bir değer ise şiddetli kıtlığını göstermektedir. Bu gösterge ülkemizin sürdürülebilir su kaynakları yönetimi konusunda önlemler alması gerektiğini göstermektedir.

Bu önlemler nedir, nasıl alınmalıdır konularına Avrupa Çevre Ajansı Raporunda; Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak dünya üzerinde aşırı artan sıcaklık ve azalan yağışlar kuraklığın sürekliliğini ve olası olumsuz etkilerini arttırmaktadır. Kuraklık ile mücadele süreci, bu afetin çok yavaş başlaması aylar ve hatta yıllar boyu kümülatif olarak çok geniş alanları etkilemesi sebebiyle diğer doğal afetlere göre çok daha zordur.

Türkiye konumu itibariyle küresel ısınmanın etkilerinden en fazla oranda etkilenecek ülkeler arasında yer almaktadır. Bu sebeple, kent planlamada ve sürdürülebilir afet yönetimi süreçlerinin ortak öznesi durumunda olan iklim değişikliği ve tarım sektörü etkileşimi politika ve stratejilerin geliştirilmesi sürecinde öncelik verilmesi gereken konulardan biridir. Alınacak önlemler ve geliştirilecek doğru stratejiler sayesinde kuraklığın etkisiyle meydana gelebilecek önemli ve canlı yaşamını direkt olarak etkileyen çevresel problemler ciddi şekilde bertaraf edilebilir.

İlk olarak tarım alanlarında etkisini gösteren bu afet türünün, tarım sektöründe gözlenen etkilerinin diğer sektörlerden çok daha farklı olduğunu söylemek mümkündür. Bu duruma temel oluşturan sebepler arasında çiftçilerin topraktan yeterli verimi alamaması, su havzalarının yeterince korunamaması ve kentlerin kırsal alana baskı yapması sonucu tarım topraklarının amaç dışı kullanılması gösterilmektedir” denmektedir.

Buradan Aydın özeline gelecek olursak. Aşağı yukarı 300 bin hektar sulanabilir alanımız var ve salgın dönemindeyiz. Yangını söndürmeye gelen itfaiyenin suyu biterse ne olursa sulanabilir alanlarımız yeteri kadar sulayacak suyumuz olmazsa olacak da odur! Bu sizlere fazla ütopik gelebilir ancak dünya nüfusu artıyor ve iklim değişimleri yaşanıyor. Şimdi de salgın ile karşı karşıyayız. Gıda ve ona ulaşabilmek önemli. Şehrimiz için daha, su kaynaklarını kirlenme durumuna, Büyük Menderes havzası, jeotermal, sanayi, şehirleşme gibi etkilere girmedik bile.

Suyun yüzde 75’e yakını tarımsal sulamada kullanıldığını düşünürsek işlerin ne kadar ciddiyetle ele alınması gerektiği ortaya çıkar.

Yarından Sonra filminin konu ettiği yeni bir buz devrinin olmaya bilir ancak tedbir alamazsak kuraklık çağının başlangıcında olabiliriz!

SON SÖZ: Tanrıya güven ama barutunu da kuru tutmaya bak. Oliver Cromwell

Selim ÖZYILMAZ (selimozyilmaz09@gmail.com)

İlk yorumu siz yazın