
Değerli okur, Bildiğiniz gibi bu yıl ülkemizin 40’tan fazla ili meteorolojik kuraklık ile karşı karşıya kaldı. Ürün rekolteleri düştü fakat bazı ürünlerde fiyatlar görece yüksek olunca herkes para kazandı veya kazandığını düşünmeye başladı. Özellikle pamuk gibi ürünlerde kuraklığa bağlı rekolte kaybı, dış tedarik sorunları, kur etkisi ile üreticiler gelecek yılda pamuk üretimi yapmanın planlarını yapmaya..


Değerli okur,
Bildiğiniz gibi bu yıl ülkemizin 40’tan fazla ili meteorolojik kuraklık ile karşı karşıya kaldı. Ürün rekolteleri düştü fakat bazı ürünlerde fiyatlar görece yüksek olunca herkes para kazandı veya kazandığını düşünmeye başladı.
Özellikle pamuk gibi ürünlerde kuraklığa bağlı rekolte kaybı, dış tedarik sorunları, kur etkisi ile üreticiler gelecek yılda pamuk üretimi yapmanın planlarını yapmaya başladılar ki o da su konusunda bir sıkıntı yaşanmaz ise. Kuraklık sorun olmaktan çıksa da üretimcilerimizin ve tarımsal üretimimizin önemli bir sorun daha belirmek üzere hatta belirdi!
Dikkatinizi çektiyse son günlerde özellikle çiftçilerimiz için su kadar hayati öneme sahip,
kullanılması elzem olan gübre fiyatları ile ilgili olarak ilginç gelişmeler oluyor. Ziraat Mühendisi ve kendisi de üretici olan, gübre fiyatlarına 14 ay içerisinde yapılan yüzde 300’lük zamlara ilişkin açıklamalar yapan Faik Toy “14 ay önce yüzde 26 azotlu can gübrenin fiyatı bin liraydı, 4 bin 50 oldu. Yüzde 305 zam. Üre gübresi 14 ay önce bin 800 TL’ydi şu an 6 bin 850 TL. DAP gübresi 2 bin 250 liradan 7 bin 150’ye çıktı” paylaşımlarında bulundu.
Bizim de son günlerdeki gözlemimiz gübre fiyatlarında haftalık hatta dün içi değişimlerin yaşandığı ve gübre fiyatı verilse de yok satıldığı yönünde! Gübre tedarikçilerinin zam haberini bayilere bildirip yeni bir zam beklentisi ile siparişleri kapatması gibi bir durum da yaşanıyor. Satışların ton bazında dolar kuruna endekslenmesi de ayrıca ele alınması gereken bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.
Gübre hammaddesi ithalatında yaşanan tedarik sorunları, döviz kurundaki artışlar belki böyle bir önlemi almayı gerekli kılıyor olabilir. Buradaki açmaz belki şu. Çiftçilerimiz ürettiği ürünün fiyatının belirlenmesinde etkisiz kalırken, kullanmak zorunda olduğu temel girdilerdeki maliyetin altında kalma durumu ile karşı karşıya. Bizim gördüğümüz hiçbir sanayici, market zinciri zararına satış yapmıyor. Hemen ürün fiyatlarını muhataplarına yansıtıyor. Çiftçi ne yapsın?
Üreticiler zarar yazacakları ürünü neden eksinler? Şöyle düşünülebilir! Nasıl olsa ekerler. Ekmezlerse veya ektikleri ürüne hadi su sıkıntısı olmadı diyelim gerekli gübreyi atamazlarsa rekolte konusunda olacakları hesap eden var mı? Gübre fiyatları resmen “uçuşa” geçmişken!
Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın yazsından öğrendiğimiz Hindistan gübre fiyatlarındaki aşrı artıştan çiftçisini koruyabilmek için 1650 Rupi (yaklaşık 203 TL) destek vereceğini açıklamış. Bizde gübre desteği ne kadar? Dekara 8 ile 16 TL arası.
Tarım Bakanlığımız bu konuda ne yapıyor? Şu an kadar birkaç açıklama ve uzaktan izleme dışında hiç bir şey! Acil olarak gübre konusunda güçlü bir destek, fiyat artışına önlem, doğrudan ithalat vs. gibi çözümlerin üretilmesi gerekmiyor mu? Gübre de bu eğilim devam ederse üretici belki ekimi yapar da yeterli gübre atar mı orası tam bir muamma. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ağzı ile kuş tutsa, ithalat ile gıda enflasyonunun şu anki seviyesinin üstüne çıkmasını (yıllık yüzde 42-43 civarında TÜİK) önleyemez. Market raflarındaki bu fiyatları arar hale geliriz! Karamsar bir tablo çizmiş gibi olmayalım da daha mazot fiyatlarını işin içine katmadık.
Bu yıl üretici gübreyi ürün ve toprağın ihtiyacına değil parasına göre atacak hissiyatı var bizde.
İlk yorumu siz yazın