
Değerli okur, Bu haftaki yazımızı Aydın’da olan ve hepimizi ilgilendiren bazı olaylara ayırmak istedik. Malumunuz olduğu üzere gündem hızlı şekilde değişiyor ve neyi önceliyeceğimiz de bize kalıyor. Sizlerin tabi ki farklı gündeminiz ve öncelikleriniz olabilir. Hemen taze taze Aydın- Denizli otoyolunun temeli bitiş noktasından atıldı ve başlangıç noktasına doğru yola çıktı. Otoyol temeli başlangıç noktası..


Değerli okur,
Bu haftaki yazımızı Aydın’da olan ve hepimizi ilgilendiren bazı olaylara ayırmak istedik. Malumunuz olduğu üzere gündem hızlı şekilde değişiyor ve neyi önceliyeceğimiz de bize kalıyor. Sizlerin tabi ki farklı gündeminiz ve öncelikleriniz olabilir.
Hemen taze taze Aydın- Denizli otoyolunun temeli bitiş noktasından atıldı ve başlangıç noktasına doğru yola çıktı. Otoyol temeli başlangıç noktası yerine bitiş noktasından atılmıştır deyip evzinebilirsiniz, nihayet başladı temeli nereden atılırsa atılsında… 20 yıldır yapılması beklenen bir proje başlamıştır hayırlı olsun diyelim. Bu konuda değişik görüşler olabilir. Saygı duymak lazım. Bizim buradaki önceliğimiz ne kadara mal olacağı, finansman modelinin ne olacağı, hazine tarafından verilen geçiş garantileri, geçiş ücretinin yuro sent mi, dolar sent mi olacağı ve ne kadar tarım arazisinin otoyol için ve hangi dağımızın dolgu için kullanılacağı gibi birkaç önemsiz ayrıntı olur! Bilen varsa açıklasın bizde öğrenelim. Malum bunlar pek konuşulup gündeme gelmiyor.
Günlerdir süt üreticileri döviz(bunu dolar olarak okuyunuz) düşüşü görüp yem üreticilerinin fiyat indirimini dövizdeki yükselişteki gibi hızlı şekilde indirmelerini, süt fiyatlarının artırılmasını, Eylül ayı süt desteklemelerinin ve buzağı desteklemelerinin ödenmesini bekliyor. Ki haklılar. Ancak beklenen yem fiyatlarındaki indirimler ya hiç olmuyor veya çok cüz’i miktarlarda ve cılız kalıyor. Bu arada dişi anaç büyükbaşlar kesime gitmeye devam ediyor. Konu acil olarak makul ve mantıklı bir çözüme kavuşmaz ise gelecekte geçmişte ne yaşadıysak o yaşanacak gibi duruyor. Yem üreticileri muhtemeldir ki 19 Kasım’da yapılacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında alınacak faiz kararını bekliyor. Orada alınacak veya alınmayacak bir faiz artırım veya değiştirmeme kararı döviz fiyatlarında bir dengelenme, dalgalanma yaşanmasına yol açabileceği için sanırım biraz temkinli duruyorlar. En azından biz iyi niyetli olarak böyle düşünüyoruz. TCMB kararı sonrası net bir görüşe sahip olabileceğiz. Şu anda mazeret çok!
Gündemimizdeki bir başka konu belki de hepimizin dengesini alt üst eden bir korona virüs salgını. Her gün yeni sayılar açıklanıyor ve hepimiz doğru yanlış belki karar veremediğimiz bilgi bombardımanına tutuluyoruz. Kişisel önlemler almak, kendimizi korumak yeterli olmuyor gibi. Maske, mesafe, hijyen kombinasyonu, geçim derdinde olan ve salgının getirdiği belirsizlikle gelirlerinden olan insanların önceliği gibi durmuyor. Bireysel faturalar, zorunlu ihtiyaçlar, çocukların okul taksitleri, bireysel kredi ve kredi kartı ödemeli derken bazı tercihlerde bulunmak, bunların doğru olduğundan emin olmak ve gelirler salgın öncesi duruma gelmeden zor!
Şu anda sokakta ve insanların arasında “dışarıda çıksan virüs, içeride dursan deprem” mottosu yaygın biçimde kullanılıyor. Ancak deprem yine gündemimizden süratle çıkıyor. Kendisini yine acı biçimde hatırlatmamasını dilemekten başka ne yapabiliriz sorusu da ortada duruyor. Sanıyoruz bütün yetkiler ve ilgililer elinden gelenden fazlasını yapıyordur.
Hülasa belki de cevap aramamız gereken soru şudur: Aydın için yapılan veya yapılacak olan her iyi, güzel, ilimizi ve ülkemizi ileriye taşıyacak, dünya ile boy ölçüşecek işleri birlikte yapabiliyor muyuz?
SON SÖZ: Çömez yakınıyormuş: “Bize öyküler anlatıyorsun ama anlamlarını açmıyorsun.” Usta cevap vermiş: “Biri sana meyveyi çiğneyerek ikram etse hoşuna gider miydi?” Paul Brunton
İlk yorumu siz yazın