AYDIN’IN DERELERİ

Değerli okur, Geçtiğimiz ay ve günlerde ülkemizin batı ve güney bölgelerinde büyük yangın, kuzeyinde de şiddetli yağmur ve sel felaketleri ile uğraştık. Tabiidir ki bunlar zaman içerisinde yerini yeni gündemlere bırakır da gereken dersler alınmış mıdır alınmamış mıdır olası yeni bir felaketler silsilesi yaşayana kadar pek ortaya çıkacak gibi durmamaktadır! Tabiat biraz ekonomiye benzer. Ekonomide..

AYDIN’IN DERELERİ
Yazar : Tarih : Okunma : 178 views Yorum Yap

Değerli okur,

Geçtiğimiz ay ve günlerde ülkemizin batı ve güney bölgelerinde büyük yangın, kuzeyinde de şiddetli yağmur ve sel felaketleri ile uğraştık. Tabiidir ki bunlar zaman içerisinde yerini yeni gündemlere bırakır da gereken dersler alınmış mıdır alınmamış mıdır olası yeni bir felaketler silsilesi yaşayana kadar pek ortaya çıkacak gibi durmamaktadır!

Tabiat biraz ekonomiye benzer. Ekonomide dengesizlikleri ya görür tedbir alır dengeye getirisiniz ya da bir kriz bunu dengeye getirir ki buna da ekonomik kriz denir. Tabiatta benzer krizleri ya önceden görür müdahale eder ve işi yoluna katarsınız ya da sel olur, yangın olur (insan kaynaklıları hariç tutalım) , deprem olur. İnsan kaynaklı ağır müdahaleleri kriz ile değil tabii afet olarak düzeltme yoluna gider! (Yazarın yorumudur)

 Hatırlatalım Kastamonu Bozkurt ilçesinde 400 metrelik dere yatağının 15 metreye sıkıştırılması ve insan eli ile yapılan depolamaların, yapıların bu yatak içerisinde bulunması büyük bir afette can kayıplarına yol açmıştı. Yeni sayılabilecek köprülerin kağıt kuleler gibi yıkılırken daha eski kemerli köprülerin ayakta kalmasında da hayretle bakmadık mı? Hatta Edirne Uzunköprü’yü günlerce basın ve sosyal medyadan takip etmedik mi? Ergene Nehri üzerinde, Mimar Muslihiddin tarafından, 1427-1443 yılları arasında inşa edilen Uzunköprü hakkında” 1270,41 m. uzunluğu ve  174 kemeri ile dünyanın günümüze ulaşan en uzun taş köprüsü olma özelliğine sahiptir. Bu anıtsal su yapısı, kullanılan malzemenin seçimi, ayakların yerleştirilmesi, kemer açıklıklarının belirlenmesi, yükseklik eğimlerinin hesaplanmasındaki mühendislik bilgisi sayesinde, uzunluğuna rağmen, zorlu doğa şartları altında 6 asra yakın bir süre ayakta kalmıştır” bilgisi var. Bizim Menderes üzerinde yapılan en uzun köprü ne kadar, hangi yağış rejimi vs göre yapıldı bilen var mı veya kaç kişi?  

Aydın’a gelecek olursak. Adını bilmediğimiz onlarca dere, çay ve kıvrıla kıvrıla ovanın ortasında akan Menderes nehri taşarsa, dereler sel olup akarsa biz de aynı riskle karşı karşıya kalmaz mıyız? 80’li yılların başında epey yağmur yağmış hatta Menderes nehri taşmıştı hatırladığımız. Tabi o zaman şehir bu kadar yayıl(a)mamıştı. Arada aşırı ve şiddetli yağışlardan bazı bölgesel sel hadiseleri oluyor. Onlarda bile baş etmekte zorlanmıyor muyuz?

Malumunuz olduğu üzere iklim değişikliği konuları çok gündemde. Ülkemizde 40 üzerinde vilayetimiz kuraklık baskısı altında. Görüne o ki iklim değişmeleri nedeniyle meteorolojik anomaliler ile karşılaşmak çok yüksek ihtimal ve zamanında ne tedbir alabilirizi konuşmak lazım. Bugün çektiğimiz kuraklığı yarınlarda şiddetli yağmur ve bağlı sellerden dolayı özlemeyelim. Aydın, Menderes nehri özelinde kaynağından ve denizden gelebilecek tehditlere karşı hazır mıdır? Bildiğimiz 30 antik şehrin bir ikisi hariç neden tepelere kurulduğunu hiç merak etmez miyiz? Hangi ilçe, mahalle merkezinden hangi dere veya çay geçmektedir? Kapatılan, yatağına bina yapılan var mıdır? Islahlar yeterli midir? Bu kadar kurumuş toprağa yağmur düştüğünde toprak zımpara vazifesi görüp yıkıcı seller ve heyelanlar oluşması riski nedir?

Kurumların mutlaka tedbirleri vardır. Ancak Kamu, Yerel Yönetimler, Sivil Toplum, Üniversite bu konuda mutlaka iş birliği içinde çalışmak durumdadır. Akıl, mantık, mühendislik bilimi, biraz da ilgi ve iyi niyetle bir araya gelmek, afetler başa gelmeden veya en az hasarla atlatmamızın en akılcı çözümü gibi duruyor!

SON SÖZ; En iyisini ümit et en kötüsüne hazırlan.

Selim ÖZYILMAZ (selimozyilmaz09@gmail.com)

İlk yorumu siz yazın